İçeriğe geç
Sakarya Fokus

Sakarya’da yaşamın duraklarını keşfet

Kişisel Gelişim

Hep Aynı Masada Çalışmak Neden Yetmiyor?

Bilgi, öğrenildiği ortamın ipuçlarına tutunur. Çalışma yerini ve saatini değiştirmek, hatırlamayı tek bir odaya bağımlı olmaktan kurtarır.

Sevgi İlbey 4 dk okuma

Ders çalışırken kurulan ilk düzenlerden biri sabit bir yerdir: aynı masa, aynı sandalye, aynı lamba. Bu düzen odaklanmayı kolaylaştırır ve başlama direncini düşürür. Buraya kadar her şey yolundadır.

Ancak çoğu kişi şunu yaşar: masada gayet iyi bildiği konular, sınav salonunda ya da bir sunum sırasında bir anda uzaklaşır. Bilgi kaybolmamıştır; sadece onu geri çağırmakta zorlanılır. Bunun sebebi, hatırlamanın yalnız içerikle değil, öğrenildiği ortamla da bağ kurmasıdır.

Hatıra Yalnızca İçerikten İbaret Değildir

Bir bilgiyi zihne kaydederken sadece o bilgi kaydedilmez. O anda çevrede ne varsa, sesler, ışık, oturma biçimi, hatta o günkü ruh hâli, kaydın kenarına iliştirilir.

Bu ek bilgiler daha sonra birer tutamak görevi görür. Aynı ortama döndüğünüzde tutamaklar da geri gelir ve bilgiye ulaşmak kolaylaşır. Ortam değiştiğinde ise tutamakların çoğu ortadan kalkar.

Bu yüzden çalışırken kolayca akla gelen bir tanım, bambaşka bir odada birden erişilemez hâle gelebilir. Bilgi aynı yerdedir; kaybolan şey ona giden kısa yoldur.

Aynı mekanizmanın gündelik örnekleri de vardır. Bir odaya girip neden geldiğinizi unutmak, geri döndüğünüzde hatırlamak bu bağın gücünü gösterir. Düşünce, kurulduğu ortamın ipuçlarına tutunmuştur ve o ipuçları geri geldiğinde kendisi de geri gelir.

Tanıdıklık ile Bilmek Karıştırılır

Hep aynı yerde ve aynı kaynaktan çalışmanın ikinci bir tuzağı vardır. Sayfa tanıdık geldikçe konunun bilindiği hissi güçlenir. Oysa tanıdıklık, hatırlayabilmekle aynı şey değildir.

Aynı notu beşinci kez okuduğunuzda metin akıcı hâle gelir ve zihin bunu ustalık sanır. Kitap kapatılıp aynı bilgi boş bir kâğıda yazılmaya çalışıldığında ise gerçek düzey ortaya çıkar.

Bu yanılgı yalnızca zaman kaybettirmez, yanlış bir güven de üretir. Kişi konuyu bitirdiğini düşündüğü için tekrar planından çıkarır. Eksiğin ortaya çıktığı yer ise çoğu zaman düzeltmeye vakit kalmayan an olur.

Ortam Değişince Ne Oluyor

Çalışma yerini değiştirdiğinizde, bilgi tek bir ortamın tutamaklarına bağlı kalmaz. Aynı konu farklı çevrelerde tekrar kurulduğunda, ona ulaşmanın birden çok yolu oluşur.

Bunun bedeli ilk anda hissedilir: yeni bir yerde çalışmak biraz daha zor gelir, dikkat daha çabuk dağılır. Bu zorluk aslında istenen şeydir. Bilgiyi yeniden kurmak zorunda kalmak, onu daha sağlam yerleştirir.

Yani rahat çalışma her zaman iyi çalışma anlamına gelmez. Hiç zorlanmadan geçen bir tekrar, çoğu zaman en az iz bırakan tekrardır.

Burada ölçüyü kaçırmamak gerekir. Kastedilen zorluk, konunun kendisini ağırlaştırmak değil, hatırlama işini kolaylaştıran dış desteklerden birer birer vazgeçmektir. Notlara bakmadan anlatmaya çalışmak da aynı ailedendir.

Sınav Salonu Neden Yabancı Gelir

Sınav ya da sunum ortamı, çalışılan ortamla hemen hiçbir ipucunu paylaşmaz. Farklı bir oda, farklı bir masa, farklı bir ses düzeyi ve farklı bir gerginlik seviyesi vardır.

Bilgi tek bir ortama sıkı sıkıya bağlanmışsa, bu yeni ortamda tutamaksız kalır. Tek yerde çalışan biri için performans düşüşü burada başlar. Farklı ortamlarda çalışmış biri ise zaten ortamdan bağımsız hatırlamaya alışmıştır.

Aynı durum iş hayatında da görülür. Masa başında rahatça anlatılan bir konu, toplantı odasında ya da farklı bir dinleyici karşısında bir anda dağınıklaşır. Hazırlığı gerçek koşullara benzeyen bir ortamda bir kez tekrarlamak, bu düşüşü belirgin biçimde azaltır.

Çeşitlendirmenin Pratik Hâli

Bunun için hayatı zorlaştırmaya gerek yok. Küçük değişiklikler yeterlidir:

  • Aynı konuyu iki farklı odada tekrar etmek
  • Bir oturumu masada, diğerini ayakta ya da yürüyerek yapmak
  • Sessiz bir ortamla hafif uğultulu bir ortamı dönüşümlü kullanmak
  • Notu bir kez kâğıda, bir kez sesli anlatarak tekrar etmek

Amaç ortamı sürekli bozmak değil, aynı bilginin birden fazla bağlamda kurulmasını sağlamaktır. İki ya da üç farklı ortam çoğu durumda yeterli olur.

Değişebilecek Tek Şey Mekân Değil

Ortam denince akla ilk gelen fiziksel yerdir, ama tutamaklar bundan ibaret değildir. Günün saati, oturuş biçimi, arka plandaki ses ve hatta çalışmadan önce yapılan şey de kayda eşlik eder.

Hep aynı saatte, hep aynı sessizlikte çalışan biri de tek bir bağlama bağlanmış olur. Sabah çalışılan konuyu akşam bir kez daha gözden geçirmek, mekân değiştirmek kadar işe yarar.

Biçim değişikliği de aynı sonucu doğurur. Bir konuyu bir kez okuyup, bir kez şema çizerek, bir kez de birine anlatarak ele almak, üç ayrı bağlam oluşturur. Bilgiye üç ayrı kapıdan girilmiş olur.

Neyi Sabit Tutmalı

Çeşitlendirmenin bir sınırı vardır. Sürekli yeni yerler aramak, çalışmaya başlamayı zorlaştırır ve zamanın büyük kısmını hazırlığa harcatır.

Sabit kalması gereken şey ortam değil, düzendir: ne kadar süre çalışılacağı, hangi konunun ele alınacağı ve nasıl sınanacağı. Bu iskelet sabitken çevrenin değişmesi zarar vermez, aksine fayda sağlar.

Bir de dikkati gerçekten bölen ortamlarla, yalnızca alışılmadık olan ortamları ayırmak gerekir. Sürekli konuşulan ya da kesintiye uğratan bir yer çeşitlendirme sayılmaz. Aranan şey farklı ama çalışılabilir ortamlardır.

Bilgiyi tek bir masaya bağlamamak, hatırlamayı şansa bırakmamak demek. Aynı konuyu farklı yerlerde, farklı saatlerde ve farklı biçimlerde kurmak, ona giden yolları çoğaltıyor. İlk anda zorlayıcı gelen bu değişiklik, gerçekten ihtiyaç duyulan anda bilginin elde kalmasını sağlıyor.