İçeriğe geç
Sakarya Fokus

Sakarya’da yaşamın duraklarını keşfet

Psikoloji

Karanlık ve Doktor Korkusuyla Baş Etmenin Sakin Yolları

Çocukluk korkuları mantıkla dağılmaz. Korkuyu küçümsememek, çocuğa küçük kontrol düğmeleri vermek ve geceyi öngörülebilir kılmak en çok işe yarayan yaklaşımlar.

Sevgi İlbey 3 dk okuma

Işıklar sönünce başlayan tedirginlik, doktor kapısında birden ağırlaşan adımlar, gece yarısı yatak odasına gelen küçük bir gölge. Çocukluk korkuları hemen her evin bir dönem misafiridir. Ebeveynler için zorlayıcı olan, bu korkuların mantıkla çözülmemesidir. "Dolapta bir şey yok, bak açıyorum" cümlesi genellikle o gecelik bile işe yaramaz.

Bunun basit bir nedeni var: korku mantık bölgesinde doğmaz. Çocuğun hayal gücü, tehlikeyi gerçekten ayırt etme becerisinden daha hızlı gelişir. Karanlıkta belirsizleşen bir palto gerçekten de bir siluete benzer. Bu yüzden çocuğun korkusunu ikna ederek dağıtmaya çalışmak yerine, onunla baş etme yolunu birlikte kurmak daha verimlidir.

Korkuyu küçümsememek

"Bunda korkacak ne var" cümlesi iyi niyetle söylenir ama çocuğa yalnızlık hissi bırakır. Duygusu ciddiye alınmayan çocuk, bir sonraki sefer korkusunu saklamayı öğrenir. Saklanan korku kaybolmaz, sadece görünmez olur ve genellikle uykuya ya da huysuzluğa dönüşerek geri gelir.

Daha yararlı olan, korkuyu tanımak ve büyütmeden yanında durmaktır: "Karanlıkta odan farklı görünüyor, bu hissi anlıyorum." Bu cümle korkuyu onaylamaz, sadece çocuğun yalnız olmadığını söyler. Anlaşıldığını hisseden çocuk, korkusunu anlatmaya daha istekli olur ve anlatılan korku hep biraz küçülür.

Kontrolü çocuğa vermek

Korkuyla baş etmenin en etkili yolu, çocuğa küçük kontrol düğmeleri vermektir. Gece lambasını kendisinin açıp kapaması, kapının ne kadar aralık kalacağına karar vermesi, yatağının yanına hangi oyuncağı koyacağını seçmesi gibi. Bunlar önemsiz ayrıntılar gibi görünür ama çocuk için anlamı büyüktür: durum tamamen elinden çıkmış değildir.

Çocuğun kendi ürettiği çözümlere alan bırakmak da işe yarar. Kimi çocuk yatağın yanına bir el feneri koymak ister, kimi kapının önüne oyuncağını nöbetçi olarak diker. Yetişkinin gözünde tuhaf duran bu buluşlar çocuk için gayet işlevseldir; çünkü çözümü kendisi bulmuştur ve tam olarak bu yüzden ona güvenir.

Aynı mantık gündüz de işler. Odayı gündüz birlikte gezip gölgelerin kaynağını görmek, geceyi biraz daha tanıdık kılar. Bu keşif oyun havasında yapıldığında, korkuyla ilgili konuşmak da ayrıca kolaylaşır.

Doktor korkusunda hazırlık

Sağlık kontrolleri, çocukların en sık zorlandığı durumlardan biridir. Buradaki en büyük hata, sürprize bırakmaktır. Nereye gidildiğini bilmeyen çocuk, kapıda anlayınca kendini kandırılmış hisseder ve bir sonraki sefere güveni daha da azalır. Önceden ve sade cümlelerle anlatmak her zaman daha iyidir.

Yanlış vaatlerden kaçınmak da aynı derecede önemli. "Hiçbir şey olmayacak" demek yerine ne olacağını basitçe tarif etmek, çocuğun beklentisini gerçeğe yaklaştırır. Evde doktorculuk oynamak, oyuncakları muayene etmek, sıranın çocukta olduğu senaryolar kurmak da tanıdıklık duygusunu artırır.

Rutinin sakinleştirici gücü

Gece korkularında en çok işe yarayan şey, çoğu zaman özel bir teknik değil, tekrar eden bir akıştır. Aynı sırayla ilerleyen bir yatma rutini, çocuğun bedenine "artık güvenli bölgedeyiz" mesajı verir. Diş fırçalama, kitap, kısa sohbet ve ışığın kısılması gibi sabit adımlar öngörülebilirlik yaratır.

Uyumadan hemen önce izlenen tempolu içerikler ya da gerilimli hikâyeler bu akışı bozar. Küçük çocuklar gördüklerini kolayca kendi gecelerine taşır. Yatmadan önceki yarım saati sakin tutmak, sonradan uygulanacak pek çok yöntemden daha etkilidir.

Sabır ve zaman

Çocukluk korkularının çoğu geçicidir ve gelişimle birlikte kendiliğinden çözülür. Bir dönem karanlıktan korkan çocuk, aylar sonra hiçbir müdahale olmadan rahatça uyuyabilir. Bu yüzden acele etmemek, korkuyu evin gündemi haline getirmemek gerekir.

Ebeveynin kendi kaygısını yönetmesi de bu tabloda görünmez ama belirleyici bir etkendir. Çocuk, yetişkinin sesindeki gerilimi kelimelerden önce sezer. Aşı sırasında telaşlanan, doktor kapısında sürekli teselli eden bir yetişkin, farkında olmadan ortamda bir tehlike olduğu izlenimini güçlendirir.

Korkuyu aşmanın bir başka yolu da onu hikâyeye taşımaktır. Karanlıktan korkan bir karakterin geçtiği kitaplar, çocuğa kendi duygusunu dışarıdan görme imkânı verir. Kitaptaki karakter için düşünülen çözümler, çoğu zaman çocuğun kendi gecesine de sızar.

Korku çocuğun günlük hayatını belirgin biçimde kısıtlıyorsa, okula gitmesini ya da uyumasını sürekli engelliyorsa bir uzmana danışmak yerinde olur. Bunun dışındaki çoğu durumda ihtiyaç duyulan şey basittir: ciddiye alan bir yetişkin, öngörülebilir bir gece ve biraz zaman.